haskdisk

bana rehberlik etmesini umduğum broşüre baktım, pembeydi. reseptörlerime döndüm, içime baktım, teslim olduğum noktaları kırmızı kalemle işaretledim, maykıl ceksın dinledim, kameraya pankek fırlattım, hiddetimle sev beni dedim, üç gün, üç gece sev, sevdiceğim ol, karı kıza bakma, reklamlarda zaplama, benimle kal dedim.

sarıldığım yılandan yorganı burnuma kadar çekip rahat bir uyku uyudum, tüm belgelerim tamamdı, fazlası zarardı, en güçlü kirler için, en süper formülü bulmalıydım. eserlerimi topladığım kitabımın arasında kurumuş bir karanfil vardı, çorbamın üzerine kırpıştırıp, gözlerimi yumdum, anneminki gibiydi. topunu da al gel dedim, saat yirmibirde, halı sahalarda bana topu at, ben taca atayım, sabri outa atsın, ama gel dedim.

keşke halının yarısını kepek sökücü şampuanla diğer yarısını aslan maksın kanıyla temizleseydim. bröşür yumruğumun içinde sıkışmış adımı sayıklıyordu. binlerce kupon biriktirdim, bir pazar uyuya kaldım, altın kupona hiç varamadım. göz alıcı parlaklık için, daha fazlasına ihtiyacım vardı. ışıltını kaybetme dedim, kötü tridiyle tridine banma dedim. derken kapı açıldı, ceyran yapma, başka ilham istemem dedim.

ilk altı ay sorunsuz geçmişti, hayat bundan sonra bambaşka olacaktı, numaramı taşıyıp başucuma koydum, bir yalan uydurdum. küçük kadınlar vardır dedim, bir de dev memeli kadınlar vardır. küçüklerin tokasını çek, memeli otobüslere binme diye uyardım. uyuşturucuların hepsi uyuşturur mu yoksa, anladığım bambaşka bir şey miydi? uyar beni dedim, akıllı ol, canımı ye dedim. ne ettim, ne buldum, serzenişlendim, kedere yalın ettim. ne olur geri dönme dedim, götü kocamandı.

-

2 years ago