ah dedim

climb

yastık kılıfsız yastığa, çimento torbasına çıplak sarılırcasına kafamı koydum, ellerimi altına sürdüm, gözlerimi kapadım, diplere daldım, daldım ve bir süre ıslak kumun üzerinde uyuyakaldım.

biri bitiyor, biri başlıyor, ne kadar çitilersen çitile, yeniden kirleniyor, toza, dumana yapışıyor aklımdakiler, pürüzsüz değil, makina gibi işlemiyor, hala mütevazi ama kendini bilmiş, sadakat kokulu eşantiyon ürünleri misali, biraz müziğin sesini kısmasını söyledim. içeride bağıran şişko cin bana iki seçeneğim olduğunu söyledi, lambasını tekmeleyip, uyumaya devam ettim dostum.

nevresim altımdan kayıyor gibi oldu, çuval gibi sürükledi beni odanın sağ köşesinden sol köşesine, burada muhalefete dahil oldum, içlerinden biri gibiydim, gözlerimi devirerek, ağzımı açtım, ah dedim, bi sigara içmeliyim, kötü bi filmin, dandik senaryosunda mutluluğu arıyorum, belediye otobüsü diye bişey var, belediye başkanından mesaj gelene kadar uyumuşum. sağol dedim, iyi düşünmüşsün, gitmek istiyorum ama. bir acele akbilimi aradım, su sabuna dokunana kadar ben sokağa çıkmıştım bile.

onbeş metre sonunda duran sarı cisme bindim, eve gidelim dedim, oysa artık ikisi de evim gibi değildi işte, birinde uyumak sadece ve birinde küsmek. çoluk çocuk gibi, pandik atak gibi, endorfinito gibi, benzetemedim ve bir daha uyudum. çoğu kez geri uyandım, nefes aldım ve tekrar daldım. sana dipten kum çıkartırım, yeter ki senden sonra gelecek nesillere bir şeyler bırak.

-

2 years ago